Dolar 28,8539
Euro 31,5367
Altın 1.891,58
BİST 7.948,60
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Tekirdağ 20°C
Az Bulutlu
Tekirdağ
20°C
Az Bulutlu
Cum 20°C
Cts 20°C
Paz 9°C
Pts 10°C

Çare: Önseçim!

13 June 2023 15:00
322

Değişim, “belli bir süreç içinde yer alan değişikliklerin tümü”dür. Konu politika olunca “tümü” kavramının içine çok fazla unsur dâhil oluyor. Siyasette değişim ile ilgili ana unsurları şu şekilde sıralamak mümkün:
1- İdeoloji: Düşünbilimsel, toplumsal ya da siyasal bir öğreti oluşturan, ülkü olarak da benimsenebilen, kişi ve kurumların davranışlarına yön veren düşünceler bütünü.
2- Pratik: Örgüt, propaganda, yöntem ve nesnel olarak kendini yeniden üretebilen çalışma ve gelişmelerin tümü.
3- Etki: Topluma sunulan ideolojik perspektifin, pratik çalışmalarla büyütülerek yine geniş toplum kesimlerinden destek bulma hali.
*
Yukarıdaki tanımlamalar herhangi bir siyasal örgütlenme için değişmeyen ana hatlar olarak karşımızda duruyor. Türkiye’de kurucu irade olan CHP’nin ideolojik eksenini tartışmak elzemdir. Orijinini sola yerleştiren bir CHP’nin başarılı olabileceğini uzun uzun anlatmak gerekiyor. Ama o durum, bu yazının konusu değil.

Kılıçdaroğlu’na vurmanın dayanılmaz hafifliği

Cumhuriyet Halk Partisi’nde Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlık koltuğuna oturmasıyla başlayan süreç meyvelerini 9 yıl sonra verdi. 2019’da gerçekleşen yerel seçim sonuçları bunun en somut göstergesi olarak önümüzde duruyor. Bu bağlamda Kılıçdaroğlu’nun öğretisinin CHP için büyük bir kazanım olduğunu hatırlatmakta yarar var.
*
Çok değil, iki puan daha alsa ve Cumhurbaşkanlığı koltuğuna otursa yere göre sığdırılamayacak bir politikacının, yine yere göğe sığdıramayacak kişilerce son günlerde hakarete varan şekilde eleştirilmesi hiç hoş değil. Her şeyden önemlisi hiçbir gerçeklikleri yok.
*
Bunun haricinde partinin en üst yönetimine talip olanların “genç olmak”, “enerjisi yüksek olmak”, “daha gür konuşmak” gibi değişik meziyetlere sahip olmasının mantıklı bir gerekçe oluşturması mümkün görünmüyor. Çünkü fikir temelinde kurulan siyasal partilerde yine fikirlerin, ideolojilerin ana eksende yer alması gerekiyor.

AKP’ye oy verenlere dokunan örgüt!

Eğer başarı hedefiniz iktidarı ele geçirmekse, öncelikli kriteriniz oyların yarısını alarak bu işi başarıyla tamamlamaktır. Cumhuriyet Halk Paritisi’nin de öncelikli kriteri kuşkusuz bu olmalıdır. Bu süreci başarıyla tamamlamak içinse yapılması gerekeni bizzat en büyük rakip defalarca söyledi: “Ana kademe, kadın kolları, gençlik kolları… Kapı kapı dolaşmaya var mısınız?”
*
Kim demiş “CHP örgütü kapı kapı dolaşmıyor” diye… Elbette dolaşıyor. Ama aday adaylıkları için CHP’li, yine CHP’liyi dolaşıyor. Bu atıl durumu kırmak için yapılacak tek şey tüzükte yer alan demokratik mekanizmaları devreye sokmaktan geçiyor. Demokratik olmayan halleri ise tırpanlayıp atmak ilk önce yapılması gereken işlerden biri olarak partinin önünde duruyor.

Önseçim elzemdir, tek çözümdür

Bu kısır döngüyü kırmak o kadar kolay ki… Başka partilerin kolay kolay yapamayacağı, CHP’nin ise durduğu ideolojik zeminden ötürü yapmasının elzem olduğu bir pratik var: Amasız, fakatsız, her zaman, her yerde üye bazlı önseçim.
*
Son oluşturulan CHP Merkez Yürütme Kurulu’nda “Sosyal Medya Sorumlusu” olarak görevlendirilen Eren Erdem partide bundan sonra kesinlikle önseçim yapılacağını duyurdu. Lütuf gibi sunulan bu müjdeyi neden CHP Parti Sözcüsü Faik Öztrak’ın değil de, Eren Erdem’in verdiğini açıkça söylemeye gerek var mı?
*
Hayatında hiç önseçime girmemiş, girdiyse de hezimete uğramış kişilerin partide belediye başkanı, milletvekili falan olması sizce de yeterince anlamsız değil mi? Buna karşılık “Önseçim her zaman başarı getirmez” diyen delege ağalarına da bir çift söz söylemek gerekiyor.

*
Çerkezköy’de 2014 seçim zaferini getiren şey kıyasıya bir önseçim yaşanmasıydı. Trakya’da 2019 yerel seçimlerinde iki yerde önseçim oldu: Lüleburgaz ve Saray. Cumhuriyet Halk Partisi bu iki yerde de tarihinin en yüksek oy oranına ulaştı.
Lüleburgaz: % 66.5
Saray: % 57.7

Üstelik Lüleburgaz ve Saray’da bu oy oranlarına İYİ Parti ile ittifak yapılmadan erişildi.

Kupon belediye başkanlığı!

Sonradan Eren Erdem’in verdiği müjdenin genel seçimlere dair olduğu, yani 5 yıl sonra sağ kalır da ölmezsek artık “kupon milletvekilliği” olmayacağı gerçeği anlaşıldı. Yani nefes alanlarımız olan yerel yönetimlerde önseçim yapılmayacağı gibi bir gerçekle karşı karşıyayız.
*
Örnek olarak Kadıköy gibi kazanılması kesin olan bir yerin belediye başkanı neden tüm üyelerin katılımıyla gerçekleştirilen bir önseçimle gerçekleştirilmesin ki? CHP’ye yakışan bu değil midir? Neden mi? Çünkü bu gibi yerler birilerinin dağıttığı “kupon araziler” gibi “kupon belediye”lerdir. Hatta bu kupon işi o kadar ballıdır ki, koskoca CHP Genel Merkezi ile koskoca CHP İstanbul İl Başkanlığı’nı bir gece yarısı istifa krizine kadar sürükler.
*
Partiye üye olmuş bir buçuk milyona yakın insan artık bu “kupon” zincirini istemiyor. Ve göreceksiniz, eğer gücü yeten kuponu kapacaksa, kaptığı gibi elinde kalacak. Üye sayısının birkaç katı olan sempatizan kitleyi sandığa küstürerek elde avuçta olanları da kaybetmek mümkündür. Bunun hesabını da kimsenin vermeyeceğini hepimiz biliyoruz.

Öyleyse ne yapmalı? Evet, değişim yapmalı! Bu değişimin Genel Başkanı, tüzüğü, örgüt yapısını değiştirmekten çok öte bir değişim olması için acilen bir inandırıcılık noktası lazım. Belediyelerin “kupon”, üyelerin “kukla”, seçmenin “teferruat” olmadığını içine sindirmiş bir CHP’ye ihtiyacımız var.
*
Bunun yegâne koşulu büyükşehir belediyesinden tutun da en ufak belde belediyesine kadar tüm adayları önseçimle belirlemektir. Amasız, fakatsız, her yerde girişilecek ve adeta siyasal bir kampanyaya dönüştürülecek bir “Demokrasi Şenliği” CHP’yi yerel seçimlerde gerçekten de büyük bir zafere taşır. Aksi halde hezimeti hükümette bulunan parti değil, CHP yaşar.

Önseçim neden başarı getirir?

Çünkü önseçimden birinci çıkamayan aday adayının küsme, itiraz etme, kabullenmeme gibi bir şansı bulunmuyor. Böylelikle tüm örgüt birlik ve beraberlik havası içinde seçime giriyor. Yoksa, önseçimde 20-30 tane oy alan aday adayı, eğer önseçim olmaz ise “Ben en çok destek alan adaydım” diye utanmadan ortada gezebiliyor. Herkes boyunun ölçüsünü demokrasi çıtasında almış oluyor.
*
CHP’de yapılan önseçimler toplumu heyecanlandırıyor ve daha seçim olmadan belediye başkanı seçmek gibi bir olgu sadece parti üyelerini değil, tüm seçmenleri motive ediyor. Hatta başka partilerin yöneticileri bu demokratik durumu dışarıdan gıptayla izliyor. Ve diğer partiler kendi içlerindeki antidemokratik durumlara isyan ederek seçim öncesi çatırdamaya başlıyorlar.
*
“Kupon belediyeciliği” düsturu ile hareket edilirse CHP’nin önüne gelecek fatura ürkütücü bir boyuta varabilir.
CHP’nin ülke çapında adeta bir genel seçim yapar gibi önseçim yapması çok kolay oysa…
Denemesi bedava! Aksi bir denemede ise CHP tümüyle berhava…
İkisi de gelecek adına hayırlı olacaktır. Yaşayarak görürüz.

LAST POSTS BY AUTHOR
COMMENTS

No comments yet, be the first filling the form below.

Trakya Haber