Dolar 17,9331
Euro 18,4099
Altın 1.039,38
BİST 2.864,25
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Tekirdağ 29°C
Açık
Tekirdağ
29°C
Açık
Paz 27°C
Pts 30°C
Sal 30°C
Çar 30°C

Başlangıç noktasına geri dön, başlangıçtan geçerken rezervi sıfırla

A+
A-
21 Temmuz 2022 09:43
182
ABONE OL

“Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) net rezervi 8 Temmuz haftasında 6.1 milyar dolara geriledi. Böylelikle net rezervlerde Nisan 2002’den bu yana en düşük seviye izlendi. Brüt rezervler de 100 milyar doların altına geriledi.”


İnternette ağırlıklı olarak ekonomi konularına değinen bir sitede dün okudum bu haberi. Okudum da geride bıraktığımız 20 yıl bir film şeridi gibi gözlerimin önünden geçti. 2001 krizinin ardından o dönemki koalisyonun IMF ile masaya oturması… IMF’den ve Dünya Bankası’ndan para alınması… IMF anlaşmasına göre Türkiye’nin ekonomik hatta sosyal hayatında köklü değişikliklere neden olacak şartları kabul etmesi… Her şart yerine getirildiğinde ‘bir dilim paranın’ Türkiye’ye gelmek üzere ‘serbest bırakılması’… Hatta bugün EYT diye özetlenen emeklilikte yaşa takılanlar sorununun temellerini teşkil edecek emeklilik şartlarını değiştiren, 65 yaşında emekliliği getiren yasanın yürürlüğe girmesi… Son olarak, milletin çoğunluğunun, bu acı reçete karşılığında 2002 seçimlerinde, koalisyon ortaklarından aldığı mührü bugünkü iktidara vermesi…

En zorlu dönemi geride kalan IMF programını izleyen dönemde tamamlayan hükümetin yıllık enflasyonun tek haneye düştüğünü görmesi de doğal bir süreçti. Nitekim daha programın ilk yılında yüzde 68 olan yıllık enflasyon, 2002’de yüzde 29.75’e gerilemişti.

Burada şunu da söylemek gerek, IMF programlarının amaçları, hedefleri, yol haritaları bellidir, şeffaftır. Örneğin tüm programların belgeleri bugün hala internette, tüm vatandaşların erişebileceği yerlerde durur. Genel amaç şudur: IMF ile masaya oturan ülkenin ekonomik, hukuksal ve sosyal şartlarını, uluslararası sermayenin faaliyet gösterebileceği koşullara getirmek. Yoksa IMF’den gelecek 5-10 milyar dolarla krizden çıkılmayacağını herkes bilir. Uluslararası sermaye, IMF tedrisatından geçmiş ülkeye doğrudan ve para piyasaları yoluyla yatırım yaptığında o ülkenin ekonomisi nefes almaya başlar. Bunu söylerken, ‘Böyle yapılması doğrudur’ demiyorum. Elbette ‘başka bir dünyanın mümkün olduğunu’ biliyorum. Ama ‘başka dünya’, hepimiz buna inanıp bunun için çalıştığımızda gerçek olacak. Şimdi, şimdiki gerçekliğe geri dönelim.

IMF programının işlediğini görüp gelen uluslararası sermaye girişi, 2005’te AB’ye üyelik müzakerelerinin başlamasıyla iyiden iyiye hızını almıştı. Bu da belirli bir seviyede toplumsal refahı beraberinde getiriyordu. AB çizgisinden uzaklaşılması, üstüne ‘nevi şahsına münhasır’ ekonomi kurallarının ‘yazılmaya’ başlanması ise bizi bugün geldiğimiz noktaya getirdi ki 2016’da yüzde 8.53 olan yıllık enflasyonun 2017’de yüzde 11.92’ye çıkması, 2018’de ise yüzde 20’yi aşması bu sürecin enflasyon açısından kilometre taşları oldu.

Bu fani kulunuz kapitalist ekonominin nasıl işlediğini ahir ömründe iyi kötü anlayıp size anlatabilecek hale geldiyse 20 yıldır memleketi yönetenlerin bu kuralları çözmemiş olacağına inanmak mümkün değil. Bu kuralları anlamak için ekonomist olmaya gerek yok yani.

Kural 1- Öngörülebilir ve istikrarlı piyasalara sahip olacaksın ki uluslararası sermaye sürekli ‘ütüleceğim’ kaygısı taşımayacak.

Kural 2- Yasaları bir öyle bir böyle değiştirmeyeceksin ki uluslararası sermaye, girerken kendisine sunulan şartların değişmeyeceğinden emin olacak.

Kural 3- Emek piyasasını ve kaynak kullanım koşullarını, uluslararası sermayenin ‘rekabetçiliğine’ katkı sağlayacak şekilde regüle edeceksin. Yani olabildiğince ‘ucuzlatacaksın’.

An itibariyle sonuncu hariç diğer kuralları takmadığımız için memlekete yabancı kaynak girişi neredeyse durmuş durumda. ‘Kaynağı’ sondaj yaparak bulma umuduna inananların sayısı ise her geçen gün azalıyor. Bu gidişle yeniden ‘uluslararası sermayeyle barışmak’ için IMF’nin kapısı çalınır mı? Sanmam! IMF ile anlaşma yapsak ne vereceğiz? Son anlaşmada çocuklarımızın hayatlarını satmıştık! Şimdi o çocuk oyunundaki gibi ‘başlangıç noktasına geri döndük’. Başlangıçtan geçerken de rezervleri…

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
17 Aralık 2021 12:11
6 Aralık 2021 09:17
9 Ağustos 2021 16:00
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Trakya Haber