Dolar 16,6414
Euro 17,6442
Altın 977,43
BİST 2.550,68
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Tekirdağ 26°C
Parçalı Bulutlu
Tekirdağ
26°C
Parçalı Bulutlu
Çar 27°C
Per 28°C
Cum 28°C
Cts 28°C

Gündoğdu: “Tarımsal kıtlık kapımızda”

A+
A-
18 Şubat 2022 16:31
194
ABONE OL

Cumhuriyet Halk Partisi Kırklareli Milletvekili TBMM Çevre Komisyonu Üyesi Vecdi Gündoğdu, Genel Kurul’da yaşanan ekonomik kriz hakkında konuştu. Gündoğdu, “Artık gıda krizi kapımıza dayandı, hiç vakit geçirilmeden de acil tedbirler alınmasının zamanı da gelmiştir. Önümüzdeki yıl için tarımsal üretim planlaması derhâl yapılmalıdır, desteklemeler buna göre bir an önce belirlenmelidir “diye konuştu.

Cumhuriyet Halk Partisi Kırklareli Milletvekili TBMM Çevre Komisyonu Üyesi Vecdi Gündoğdu, Genel Kurul’da söz aldı. Gündoğdu konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
“Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; güzel ülkemizin başka ülkelerin sahip olmadığı önemli üstünlükleri ve zenginlikleri vardır. Demografik fırsatımız, genç ve dinamik bir nüfusumuz, tuttuğunu koparan bir girişimci gücümüz olduğu asla unutulmamalıdır. Ayrıca, olağanüstü bir coğrafi avantaja da sahip bir ülkeyiz; dört buçuk saat uçuş mesafesinde 58 ülkeye, 1,5 milyar nüfusa, 22 trilyon dolarlık bir pazara erişim imkânımız bulunmaktadır.

ARA REKLAM ALANI

Yetişmiş genç beyinlerimiz dünyanın her yerinde kendilerine yer bulabilmektedir, bu da göstermektedir ki yetişmiş insan gücü açısından hiçbir sıkıntımız yoktur. Tüm bu zenginliklerimize ve avantajlarımıza rağmen eksiğimiz, halkın çıkarlarından çok mutlu azınlıkların çıkarlarının düşünülmesidir. Yanlışımız ise liyakatli, halktan yana, planlı bir üretim modelini yaşama geçiren kadroların iş başında olmamasıdır yani asıl sorunumuz yönetim sorunudur, bu da gözle görünüyor. Geleceğimiz için umut ışığı olan, ailelerin, ülkemizin aydınlık yüzü, pırıl pırıl gençlerimiz maalesef çığlık atıyor, liyakat esaslı adil bir düzen istiyoruz diye de feryatlarını dile getiriyor.

GENÇLERİMİZ FIRSAT EŞİTLİĞİ YOK DİYE ÜLKESİNİ MAALESEF TERK ETMEK ZORUNDA KALIYOR
Adaletsizlikte zirve yaptığınız için ülkeyi terk eden gençlerimizden sonra şimdi de beyaz yakalı çalışanlarımız, doktorlarımız, mühendislerimiz, avukatlarımız ülkemizi terk etmeye başladı. ‘Ak’ diye yola çıkıp ülkenin üzerine maalesef kara bulutlar serdiniz. Değerli milletvekilleri, dünyanın olduğu gibi ülkemizin de yakın gelecekte en önemli sorunu gıda üretimi, gıda temini ve gıda fiyatları olacak. Yetersiz üretim nedeniyle iç pazarda ürün arzı azalınca gıda enflasyonu yüzde 55’leri geçti. Bütün ülkeler kendi çiftçisini daha fazla desteklerken AKP çiftçimize zamlarla eziyete de maalesef devam etmekte. Ürün bazında tarımsal dış ticarete bakıldığında geçen yıl 7 milyon 820 bin ton ekmeklik buğday, 2 milyon 127 bin ton arpa, 2 milyon 107 bin ton mısır, 739 bin ton ayçiçeği tohumu ithalatı yapılmıştır. Sadece hububat ürünleri ithalatına ödenen ise 3 milyar 679 milyon dolar olmuştur. Bunun Türk lirası karşılığı ise 49 milyar 666 milyon lira olurken 2021 bütçesinde tarımsal destek ödemelerine ayrılan toplam ödenek tutarı sadece 22 milyar liradır. Geçen yıl üreticiye sağlanan 22 milyar liralık desteğe karşılık, sadece hububat ithalatına yani yabancıların çiftçisine destek tutarının 2 katından fazla ödeme yapılmış, çiftçimiz de bu zulmü hak etmemiştir.

“84 MİLYON VATANDAŞIMIZ AĞIR BEDEL ÖDÜYOR”
Değerli milletvekilleri, böylesine akıl dışı, tutarsız tarım politikalarının ülkemizi karşı karşıya bıraktığı ağır bedeli 84 milyon vatandaşımız çift haneli gıda fiyatlarıyla ödüyor, çift haneli enflasyonla ve hayat pahalılığıyla da ödüyor. Artık gıda krizi kapımıza dayandı, hiç vakit geçirilmeden de acil tedbirler alınmasının zamanı da gelmiştir.

Önümüzdeki yıl için tarımsal üretim planlaması derhâl yapılmalıdır, desteklemeler buna göre bir an önce belirlenmelidir. Bu yıl için arz sıkıntısı yaşanabilecek stratejik tarımsal ürünlerde alım fiyatı ve alım garantisi uygulamasına süratle hemen geçilmelidir. Önümüzdeki yıl çiftçinin kullanacağı gübre maliyetinin en az yüzde 50’si destek olarak verilmelidir.

Çiftçimizin kullandığı mazotla ilgili verdiğiniz, hani seçim kampanyalarında söylüyordunuz ya Yarısı bizden, yarısı sizden diye, artık bu sözü tutmanızın vakti gelmiştir. Çiftçimize ucuz tohum, besicimize de ucuz damızlık sağlanmalıdır. Sebze tohumundaki, sebze fidesindeki KDV hemen derhâl yüzde 1’lere kadar çekilmelidir. Tarımsal sulamada kullanılan elektrikte vergi hemen kaldırılmalıdır. Çiftçimizin elektrik bedellerinin hasattan sonra faize tabi olmadan ödenmesi sağlanmalıdır. Peki, bunlar yapılmazsa aksi takdirde ne olur?

LİYAKATİN YERİNİ SARAYA SADAKAT ALMIŞ
Pahalı diye bugün ulaşmakta güçlük çektiğimiz temel gıda ürünlerine yarın pahalı da olsa ulaşamayacağız, bulamayacağız; bundan emin olun. Bunun sonunda tarımsal kıtlık vardır. Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkenin dört bir yanında evlerden “Yandım Allah!” feryatları yükseliyor ama milletimizin sesini duyan yok. Liyakatin yerini Saray’a sadakat almış.

Doları düşürdük diye caka satanlar elektriğe, doğal gaza, gıdaya bu kadar zammın neden yapıldığını milletimize hâlâ bir türlü açıklayamadılar. Milletin kürsüsünden bir kez daha soruyorum. Neden bu kadar faiz, zam yaptınız? Sarayın hangi ihtiyacını karşılamak, hangi saray beslemelerini doyurmak için bu zamları yaptınız? Bu faizi, zamları bu milletin sırtına neden yüklediniz bunu öğrenmek istiyoruz. Çıkıp buradan mantıklı, makul bir cevap verin, millet de bilsin, biz de bilelim artık.

Esnafın elektrik faturası dükkân kirasını geçmiş vaziyette. Yaz aylarında özellikle Akdeniz ve Ege Bölgesi’nde klimalar çalışmaya başlayınca, faturalar ödenmez boyutlara ulaşınca millet nefes alamaz hâle gelecek.  Böyle bir zulmü bu millet inanın ne gördü ne de yaşadı.

Onu suçladınız, bunu suçladınız ‘iç güçler’ dediniz ‘dış güçler’ dediniz, yirmi yılın sonunda vatandaşı muma ve gaz lambasına da muhtaç ettiniz.  Artık sokaklarda ‘Açız!’ diye “Açız!” diye millet bağırıyor; evinin kirasını ödeyemiyor, elektrik faturasını, doğal gaz parasını, su parasını inanın yatıramıyor.  Vatandaş, bıraktık eti, sebze ve meyveye ulaşamaz hâle geldi. Ekonomide emin olun ki âdeta tarih yazıyorsunuz.  Sayenizde ilk kez vatandaş pazarda çürük, yaralı sebze meyve peşinde koşar hâle gelmiş.  1 lira tasarruf için baş tacı etmemiz gereken emeklimiz halk ekmek kuyruklarında gecenin ayazını yiyor, soğukta emin olun ki tir tir titriyor. Elektrik gibi akaryakıt zamları da zulüm oldu, milleti ezdi geçti. Son bir yılda benzine yüzde 9, mazota yüzde 132 zam geldi. Hem benzinin hem mazotun litresi artık 15 lirayı geçti.

MİLLET ARABASINA BİNEMEZ, ÇİFTÇİ TRAKTÖRÜNÜ TARLASINA GÖTÜREMEZ OLDU
Millet arabasına binemez hâle geldi, çiftçi traktörünü tarlasına götüremez oldu. Gübre fiyatlarının son bir yılda 5’e katlaması yetmezmiş gibi 2’ye katlanan mazot fiyatları çiftçimizi de ezip geçiyor. Çalışana, memura ve emekliye yapılan maaş zamları sadece kırk günde eridi, tükendi gitti. Ne yapacak yılın kalanında emeklimiz; çalışanımız ne yiyecek ne içecek, hiç düşünüyor musunuz bilmiyorum. Masal sizde hep aynı masal, her yeni bir ay öncekinden iyi olacakmış nakaratlarını sadece atıyorsunuz. Bu sözleri söyleyen devrik Bakan ‘At izi it izine karıştı’ diyerek istifa edip sırça köşküne çekildi, gitti. Siz de bırakıp gidin; inanın, bırakıp gittiğinizde, emin olun ki yarın bugünden daha iyi olacaktır değerli arkadaşlar.

Değerli milletvekilleri, ekonominin kitabını yazanlar enflasyonun belini kıracaktı ama milletin belini kırdılar. Artık zamlar zam değil, zulüm hâline geldi. Akdeniz’de, Karadeniz’de doğal gaz müjdesi verenler, uzayı keşfedenler, fakir fukaranın iki göz odasını ısıtıp aydınlatamıyor, o günlere geldik. Millet iki göz odasını ısıtamazken, saraylarda milletin parasıyla 1.150 odayı ısıtıp aydınlatanların acaba hiç mi vicdanları sızlamaz, hiç mi yüzleri kızarmaz, iktidar milletvekillerinin hiç mi canı yanmaz? Vicdanı olanlara buradan ben bir kez daha sesleniyorum. Artık sarayın sesine değil değerli milletvekilleri, vicdanlarınızın sesine kulak verin. Kulak verin ki sarayın ışıkları sönmesin diye tüm ülkeyi karanlığa sürüklemekten de artık vazgeçin. Bizler, yürekleri vatan sevgisi ile insan sevgisiyle dolu herkesin özgürce yaşamasını istiyoruz.

Herkesin karnının doyduğu, üretime katıldığı, gelirinin hakça paylaşıldığı bir Türkiye, bir ülke istiyoruz. Gençlerin, ülkesi için, insanlık için mücadele ettiği özgür üniversitelerin bilim ürettiği, caddelerimizde, sokaklarımızda, mahallelerimizde şarkıların, türkülerin söylendiği, mutlu, huzurlu, güvenceli, geleceği iyi olan bir Türkiye istiyoruz. Bizler, vicdanların körelmediği, etik değerlerin her şeyin üzerinde olduğu, ihtirasların, ihtiyaçların önüne geçmediği bir Türkiye’de yaşamak ve yaşatmak istiyoruz. Unutmayın sayın milletvekilleri, bizi biz yapan insanı insan yapan düşüncesi değildir davranışlarıdır. Ve bu davranışlar doğrultusunda önümüzdeki süreçte millet de sizlere notunu verecektir ama şunu bilin ki notunuz kırık ve gidicisiniz.”

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Trakya Haber