Dolar 16,7003
Euro 17,3858
Altın 978,43
BİST 2.421,69
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Tekirdağ 28°C
Açık
Tekirdağ
28°C
Açık
Cum 28°C
Cts 27°C
Paz 27°C
Pts 28°C

Gündoğdu: “Trakya’nın bereketli topraklarını yağmacıların kucağına attınız”

A+
A-
2 Şubat 2022 16:53
468
ABONE OL

CHP Kırklareli Milletvekili TBMM Çevre Komisyonu Üyesi Vecdi Gündoğdu, Genel Kurul’da ‘Küresel İklim Değişikliği’ hakkında konuştu. Gündoğdu, “Ülkemizin en verimli Trakya Ovası’nın ortasından 283 kilometre uzunluğunda bir zehir akıyor. Ergene’yi 20 yıldır film izler gibi sadece izlediniz. Kendinizden başka herkesi de suçladınız. Bataklığı kurutamıyor ama sivrisineklerle de sürekli uğraşıyorsunuz. Trakya’nın, Kırklareli’nin bereketli topraklarını, eşsiz coğrafyamızı yağmacıların kucağına attınız. AKP ve bunun sorumluları bu vebalden emin olun ki asla ve asla kurtulamayacaktır. Bize değil, kendi çocuklarınıza hatta doğmamış torunlarınıza dahi hesap veremeyeceksiniz.” ifadelerini kullandı.

“TARIM ALANLARI, ORMANLAR YOK EDİLİYOR”
CHP Kırklareli Milletvekili TBMM Çevre Komisyonu Üyesi Vecdi Gündoğdu, Genel Kurul’da ‘Küresel İklim Değişikliği’ hakkında söz aldı. Gündoğdu, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

ARA REKLAM ALANI

“Her geçen gün, her geçen saat, her dakika yaşam alanlarımız yok oluyor. Artık dünyada ve ülkemizde solunacak hava, içecek su, barınacak yer bulamayacak kadar hayati riskler taşıyan bir iklim krizi ile karşı karşıyayız. Dünyanın birçok bölgesinde temel ihtiyaçlara temiz su ve temiz havaya bile ulaşmakta zorluk çeken milyonlarca insanın yaşam hakkı gasp edilmektedir. Kim tarafından gasp edilmektedir. Ne yazıktır ki sözde iklim krizini çözmeye çalışan, kriz de en fazla sorumluluğu olan ülkeler tarafından gasp edilmektedir. Tüm anlaşmalara, tüm uyarılara rağmen sanayi yoğun ülkeler fosil yakıtları kullanmaya devam ediyor. Tarım alanları, ormanlar tahrip ediliyor, acımasızca yok ediliyor.

Birleşmiş Milletlere sunulan resmi karbon emisyonunu azaltma taahhüttü de ne yazık ki yerine getirilmiyor. Vaatler sadece sözde kalıyor. Az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler, gelişmiş ülkelerin ihtiyacını karşılamak için kendi ormanlarını yok ediyor. En önemli karbon yatakları ormanlarımız, her yıl dünyadaki karbon emisyonlarının yaklaşık yüzde 30’unu emiyor. Bunu bilen, tespiti yapan gelişmiş ülkeler, bilerek ve isteyerek kendi yaşam alanlarından uzak bölgelerdeki ormanları şirketler aracılığıyla talan ediyorlar. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü Raporu’na göre, dünyamız son 30 yılda ormanların yüzde 4’ünden fazlasını kaybetmiştir. Kaybettiğimiz orman alanı Hindistan coğrafyasının yaklaşık yarısı büyüklüğünde, tam 1miyon 774 bin 927 kilometre orman alanıdır. Bu korkunç tablo sözde gelişmiş ülkelerin en önemli çıkmazıdır.
“ÜLKEMİZDE EKOLOJİK YIKIMIN TEK SORUMLUSU AKP’DİR”
Ülkemizde iklim değişikliğinin kontrol altına alınması, doğa talanının önüne geçilmesi konusunda en büyük sorumluluk iktidarındır. 20 yıldır yaşamdan çok yıkımı önceleyen AKP politikaları sonucu doğal zenginliklerimiz, ormanlarımız, sularımız, denizlerimiz, verimli topraklarımız vahşi kapitalist sermayenin emrine verilmiştir.  Ülkemizde ekolojik yıkımın tek sorumlusu AKP’dir. 2001 yılında 26 milyon 350 bin hektar alan tarım alanı, 2020 yılında 23 milyon 137 bin hektara kadar gerilemiştir. Tarım alanlarında 19 yılda yaşanan kayıp yüzde 12’leri geçmiştir. Bu da milyarca maddi kayıp, yüzbinlerce istihdam kaybı oluyor. AKP’nin uyguladığı canlı yaşamını görmezden gelen politikaların sonucu ülkemiz iklim krizinden ciddi anlamda etkilenmiş ve tetiklenmiş. 60-70 yıl önce hiç gözlenmeyen hava sıcaklıkları günümüzde sıkça yaşanmaya başlamıştır. Özellikle Akdeniz Bölgesi’ndeki ısınma dünyanın birçok bölgesine göre çok daha hızlı bir şekilde gerçekleşmekte yağış miktarları da azalmaktadır. Akdeniz’deki kuruma ve ısınma ormanların sağlığını zayıflatmakta ve hızlıca kontrolden çıkabilecek orman yangınlarının olasılığını ve şiddetini de maalesef arttırmaktadır. Bunun en acı örneğini de 2021 yazında Akdeniz’de gördüğümüz kontrol edilemeyen orman yangınlarıdır.  Yangınlarda canlı yaşamı yok olmuş, ekolojik denge de maalesef altüst edilmiştir.
“HER PROJE DOĞANIN ÇIĞLIĞINA NEDEN OLDU”

Trakya’nın en güzel toprakları, Trakya’nın oksijen merkezi Istrancalar, su tutan kayın ormanları tüm uyarılarımıza rağmen hala talan edilmeye devam edilmektedir. Oksijen fabrikalarımız yok edilip, kırma eleme tesislerine madencilere de şu anda teslim edilmiştir. Yeşil vatanımız ormanlarımız ülkemizin dört bir yanında adeta yağmalanmaktadır. Yıkma, dökme, kazma, patlatma projeleri Kırklareli’miz gibi Türkiye’mizin eşsiz coğrafyasını da tehdit etmektedir. Projeler arttıkça ormanlarımız, sularımız azalıyor. Toprağımız ve oksijenimiz kirleniyor. Düşen yağışın azalması yeraltı su kaynaklarının da daha fazla tüketilmesine sebep olmaktadır. Özellikle kurak yıllarda tarımdaki su ihtiyacının artmasıyla birlikte yüzey suyuna ek olarak aşırı yeraltı suyu tüketimi, sulak alanların yok olmasına ve toplu canlı ölümlerine neden olmaktadır. Ne uğruna bu topraklarımızı hoyratça kullanmasına izin verdiniz? Buradan iktidara soruyorum. İzin verdiniz, peki neden denetlemediniz? Hadi denetliyorsanız, neden her proje sonunda bir yıkım getirdi, doğanın çığlığına gözyaşına neden oldu. Unutmayın, doğaya yapılan zulmün hesabını doğaya canımızla, malımızla er geç ödüyoruz.
“ERGENE’Yİ 20 YILDIR FİLM İZLER GİBİ SADECE İZLEDİNİZ”
Ülkemizin en verimli Trakya Ovası’nın ortasından 283 kilometre uzunluğunda bir zehir akıyor. Ergene’yi 20 yıldır film izler gibi sadece izlediniz. Kendinizden başka herkesi de suçladınız. Bataklığı kurutamıyor ama sivrisineklerle de sürekli uğraşıyorsunuz. Trakya’nın, Kırklareli’nin bereketli topraklarını, eşsiz coğrafyamızı yağmacıların kucağına attınız. AKP ve bunun sorumluları bu vebalden emin olun ki asla ve asla kurtulamayacaktır. Bize değil, kendi çocuklarınıza hatta doğmamış torunlarınıza dahi hesap veremeyeceksiniz.
“YEŞİLLİKLERİMİZE, MAVİLİKLERİMİZE BETON DÖKTÜNÜZ”
Yeşil denince doların yeşilini düşünmekten alamıyorsunuz kendinizi. Ülkemizin yeşil örtüsünü katledip, yeşilliklerimize maviliklerimize beton döktünüz. Sadece anlayış değişikliğine ihtiyacımız var. Bireylerin ve çıkar gruplarının değil, çoğunluğun korunma ihtiyacı olanların çıkarlarını gözetlemek emin olun yeterli olacaktır. Dünyanın en güzel coğrafyasında yazı ve kışı ayna anda yaşadığımız yılın 365 günü güneş gören güzel ülkemizde kaynaklarımızı verimli kullandığımızda, iklim krizinden en az etkilenmemiz mümkündür. Hemen hiç vakit geçirmeden güneş ve rüzgar enerji kapasitemizi akılcı bir şekilde arttırmamız gerekiyor. Kömür ve doğalgaz santrallerinin kademeli olarak kapatılmasına başlamalıyız, yenilerine de kesinlikle izin vermemeliyiz. Tarımda vahşi sulamadaki su kayıplarına çözüm olan yağmur ve damlama su sistemlerini hemen kurmalıyız. Türkiye net sıfır emisyon hedefini 2050’ye kadar güncellemelidir. İklim krizi ile mücadelemiz, iklim adaletinin sağlanması yönünde şekillenmelidir. Temiz ve sağlıklı bir çevrede, dengeli bir iklimde yaşama hakkının bir insan hakkı olarak değerlendirilmesi gerekiyor. Kirlilikten zarar gören yurttaşların, insan haklarının ihlaline karşı veya doğa adına hak arayabilmesinin de önü açılmalıdır. Anayasa’nın 56. maddesinin genişletilerek temiz toprak, temiz hava, temiz su hakkı sağlanmalıdır. Temiz içme suyuna ve temel gıdaya ücretsiz erişim hakkı ve dengeli bir iklimde yaşama hakkını sağlamak zorundayız.

Gençlerimizin masmavi, yemyeşil sağlıklı ve bereketli topraklara sahip Türkiye hedefimizde sorumluluk almasını istiyoruz. Dünyaya örnek olacak ekolojik çalışmayı biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak gençlerle birlikte yapacağız. Canlıların yaşam hakkına saygılı, yeraltı ve yerüstü kaynaklarına ekolojik sınır ve şartlarına uygun olarak değerlendiren anlayışa gençlerle hakim olacağız. Doğal ekosistemin korunması, eski haline döndürülmesini koordine edecek gerçek bir İklim Bakanlığı’nı kurarak bakanlığın kadrolarını gençlere teslim edeceğiz.  Umutsuzluk yok. Biz gençlere güveniyoruz ve onlarla birlikte yaşanılabilir bir Türkiye için yarınları inşa edeceğiz. Bugün harekete geçmezsek inanın, yarın son olur.”

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Trakya Haber