Dolar 15,9765
Euro 16,8067
Altın 937,84
BİST 2.393,61
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Tekirdağ 21°C
Açık
Tekirdağ
21°C
Açık
Cum 23°C
Cts 25°C
Paz 24°C
Pts 21°C

Herkesin doktrini kendine!

A+
A-
30.07.2021
861
ABONE OL

Doktrin, belli bir konu veya görüşte, belli ilke ve kurallar bütününe bağlı yönelim ve öğreti anlamına geliyor. Dünyada çok değişik politik tercih ve sistemde farklı örneklerle karşımıza çıkan doktrinler mevcut. Örneğin, Mahir Çayan Marksizmi tanımlarken “Hareketin hareket halindeki doktrini” olarak ifade eder. Engels’e gönderme yapan Çayan şunu hatırlatır, “Marksizm ezbere öğrenilmesi ve mekanik olarak tekrarlanması gereken bir dogma değil, bir gelişim kuramıdır.” Neden? Çünkü bildiklerimiz doğa bilimlerinin bugünkü bulguları ile sınırlıdır. Bu nedenle bugün yeterli olan öğreti, yarın için çok yetersiz kalabilir.

*

ARA REKLAM ALANI

Hayata soldan bakan ve dünyada sosyalist solun tarihini iyi bilen biri için Çayan’ın gencecik yaşında yapmış olduğu bu tahlil sarsıcı, düşündürücü ve son derece gerçekçidir. Biz buna “Çayan Doktrini” de diyebiliriz pekâlâ… Çayan Doktrini, kendisinin ardılı olan pek çok siyasi oluşum ve hareketi etkilemiş ve 70’lerin ikinci yarısından 12 Eylül Darbesi’ne kadar solun Türkiye’de sıçramasını sağlamıştır.

*

Yakın tarihten örnek vermek gerekirse ülkemizi de derinden etkileyen bir diğer önemli doktrin de, Truman Doktrini’dir. İkinci Dünya Savaşı’nın hemen ardından ortaya atılan bu yönelim ve hamle “komünizm tehdidi” altındaki devletlere mali ve askeri yardımı ve bu ülkelerin içişlerine doğrudan müdahaleyi esas almaktadır. Başta Yunanistan ve Türkiye olmak üzere bahsi geçen ülkelerin kaderini derinden etkileyen (siz buna berbat eden de diyebilirsiniz) bu hamle ile Sovyetler, Batı, Ortadoğu ve Uzakdoğu arasında kalan coğrafyalarda Amerikan güdümlü sağ ve gerici oluşumlar desteklenmiş ve hatta gerekirse sıfırdan kurulmuştur. Bu durum, çok daha geniş ve bambaşka bir yazının konusudur. Belki meraklısı için ileride bu meseleyi derinlemesine ele alırız.

*

Yukarıda bahsi geçen durumların haricinde ve ABD öznelinde Truman Doktrini son derece başarılı bir doktrindir. Neden? Her şeyden önce arada kalan üçüncü dünyanın hemen hemen tümünü “Amerikan Rüyası”na inandırır. “Alabildiğine özgürlük” vaadi sunar. Ancak, gerektiğinde en kanlı planlarla bu inancın oluşmasını zor gücüyle hayata geçirir. Güç üstünlüğünü, psikolojik üstünlükle birleştirir. Ve sonunda tüm dünyada solun canına okur. Kendi rol modeli olan mutlu azınlıklarını da dünyanın gözünün içine sokar. Eğer dünyadaki bu yoksullar sürüsü “cici ve azimli çocuklar” olurlarsa, ileride belki de kendilerini bu “Amerikan Rüyası”nın içinde bile bulabilirler.

*

Truman Doktrini’nin Türkiye üzerindeki sonuçlarını ele almaya belki ileride vaktimiz olmayabilir. Bu doktrinin sonucu ve etkisi ülkemiz üzerinde yoğun bir şekilde devam etmektedir.  Şak diye sonucunu somut bir biçimde anlatmak gerekirse… Sonuç: Kürşat Ayvatoğlu’dur. Adını belki çoktan unuttunuz, hani şu “pudra şekerci” genç… Milliyetçi-muhafazakâr bir savunun içinde doğmuş, adı bile buradan hareketle konulmuş bir bebekti… Bu söylemin diliyle büyüyen bir çocuk oldu… Böyle bir iktidarda başarı(!) basamaklarını hızla tırmanan bir gence dönüştü… Dönen dolapları parmağının ucuyla çeviren bir kamu çalışanı oldu… Derken… Pudra şekerleri… Eskort kızlarla partiler… Bir siyasi partiyi, rant alanına çeviren ilişkiler… Falan, filan…

*

Yani bir doktrin, bir taraf için iyi olurken başka bir tarafı bitirebilir, çürütebilir, yıkabilir. Esasen temel amacı da budur. Son yazıda Kılıçdaroğlu’nu enine boyuna, her şeyiyle yazacağımızı söyleyerek bitirmiştik. Evet, doktrinler meselesine bu yüzden girdik. Bir sonraki yazı “Kılıçdaroğlu Doktrini” olacak. Fikri takip açısından bundan sonraki yazıyı okumadan önce, bir önceki yazı olan “Neden Kılıçdaroğlu?” başlıklı yazıyı okumanızı salık veririm.

*

“Kılıçdaroğlu Doktrini”nde buluşmak üzere…

REKLAM ALANI
YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

  1. Osman Demircioğlu dedi ki:

    Çok yerinde ve doğru bir yazı tebrik ederim

Trakya Haber